Toplantımızın Ayrıntıları, Konumuz: Üreyememe…

Değerli okurlarım İstanbul’dan döndüm. Sıra Bebek Divan Brasserie‘de gerçekleştirdiğimiz toplantıya dair ayrıntıları anlatmaya geldi.

Toplantıya katılım yoğundu. Eurofertil Tüp Bebek Merkezi Medikal Direktörü Kadın Hastalıkları Uzmanı Dr.M.Hakan Özörnek ve Eurofertil Tüp Bebek Merkezi Embriyoloji Laboratuvarı Sorumlusu Dr. Elif Güler Ergin‘in bilgi ve deneyimleri ışığında, Dörtok&Bersay İletişim danışmanı Esra Bulut, Dörtok&Bersay İletişim Medya İlişkileri Direktörü Mehmet Gel, Doğan Burda Dergi Editörü Nilgün Yıldız Cesur Doruk, Bengü Doğruel gibi blog yazarlarının da katıldığı toplantıda Toplumda üreyememe, kadın sağlığı, tüp bebek tedavi uygulaması ile ilgili bilinmeyenleri, yanlış bilinen doğruları konuştuk.

Doktorlarımızın bu konuda en dikkat çektiği nokta yaşam standartlarımızın boyutunun üreme konusunda olumlu veya olumsuz etkilerinin olması oldu. Sağlıklı beslenememe, hormonlu ve hazır gıdaların aşırı tüketilmesi, sürekli radyasyona maruz kalma, aşırı sigara ve alkol tüketimi, bilhassa günlük hayatta yaşanan stres, erkeklerde sperm sayısını azaltmakta , kadınlarda doğurganlığı azaltmaktadır.

Ülkemizde üreyememe konusu hala bir tabu! Kulaktan dolma bilgilerin sadece doğru olarak kabul edildiği, doktora gitmenin hala ayıp sayıldığı ve gizlendiği bir ülkede yaşıyoruz ne yazıkki! Evlilikte çocuk sahibi olamayan çiftlerin toplum baskısından kurtulamadıkları ve bu konuda sadece ama sadece kadının suçlandığı bir toplumda yaşadığımız bir gerçek!

Hatta insanlar o kadar çekiniyorlar ki tüp bebek tedavisi olduklarını yakınlarından saklamak zorunda kalıyorlar. Sırf bu toplumsal baskıdan dolayı, bazı değer yargılarımızı, tabularımızı yıkıp açık ve net olmaktan korkuyoruz !

Tüp bebek tedavisi olan çiftlerin tedavi sürecinde bilhassa en yakınlarından gördükleri baskı tedavinin kısa sürede olumlu sonuçlanmasını engelleyebiliyor. Bu tedavide en önemli etken psikolojik olarak çiftlerin buna kendilerini hazır hissetmesi. Tüp bebek tedavisi konusunda yanlış bilinlerden ötürü bu tedavinin hemen gerçekleşeceğini ve olumlu sonuçlanacağına dair beklentileri olan  çiftlerin ilk denemelerinde olumsuz yanıt alması hayalkırıklığı yaşamalarına ve tedaviyi bırakıp olanı kabul etmelerine neden olmaktadır. Oysa ki, tüp bebek tedavisi uzun süreçte gerçekleşebilen, sabır gerektiren bir tedavidir.

İşte tam bu noktada alanında uzman doktorların ve blog yazarlarının bir araya getirildiği toplantının amacını oluşturan  üreyememe konusunda ne kadar bilgiliyiz, hangi kaynakları doğru kabul edip kullanıyoruz sorularının yanıtlarını aramaya başladık. İnternetin gücünü hepimiz biliyoruz. Ansiklopedileri atıp, doğru biligiye ulaşmak için en yakınımızdaki interneti kullanıyoruz artık. Bu sayede birçok bilgiye ulaşabiliyoruz bu doğru; ama şu da bir gerçek ki internet birçok gerekli gereksiz bilgilerin olduğu bir çöplük! İnternete atılan verilerin denetlenememesi durumu her şeyin paylaşıldığı bir ortam olmasının önüne geçilemiyor ki bu da  neyin doğru neyin yanlış olduğunu kestiremememize neden oluyor.

Tam bu noktada işin uzmanları insanları doğru bilgilendirmek için artık interneti kullanmaları gerekmektedir. Bu noktada haftalık bültenler hazırlanabilir, video bloglar oluşturulabilir, hatta sağlık blogları oluşturulup alanında uzman doktorların haftalık veya günlük yazılarını paylaşabildiği ortak bir platform oluşturulabilir. Bu sayede insanlar doktora gitmeden önce ön yargılarından kurtulabilir bu da onların bu konuda daha ılımlı ve doğru hareket etmelerine neden olur.

İnternet ortamında yazdığı alanda istikrarlı yazan ve işini ciddiye alan biz blog yazarlarına da büyük görevler düşmekte! Bu toplantıdan sonra, sağlık, kadın sağlığı gibi konularda daha önce hiç yazı kaleme almadığımı farkettim. Madem bizim sayfalarımız okunuyor ve belli kitlelelerimiz var, doğru bilgilere ulaştığımız noktalarda bizi takip eden okurlarımızı yazılarımızla aydınlatabiliriz. Bu yüzden en azından haftada bir gün yazılarımdan birini sağlık konulu bir yazıya ayırmaya karar verdim.

Son olarak toplatının gerçekleşmesinde emeği olan Esra Hanım’a yazım aracılığıyla teşekkürlerimi iletmek isterim, bir başka platformda tekrar görüşebilmek, aydınlanmak dileğiyle…

İnternet ve Sosyal Medya’nın Gücü

Günümüzde çok önemli olan ve  çağın teknolojisinin  bir sonucu olan sosyal medya hızla hayatımızda yer almaya başladı. Bunun öneminin kavranması ve bu alanda çalışmaların yayılması Sosyal Medya‘nın doğru kullanılmasının önemini arttırdı.

İnsanlar internete girdiklerinde  ilk açtıkları sayfa twitter, facebook gibi sosyal paylaşım siteleri oluyor. Sosyal Medya sayesinde insanlar yakın çevrelerine rahatlıkla ulaşabiliyor, onlardan haber alabiliyor, bu ortamda rahatlıkla kendilerini ifade edebiliyorlar.

İlginçtir ki son dakika haberleri ilk olarak sosyal paylaşım sitelerine atılıyor. İnsanlar gazete almak yerine, haber sitelerinden günlük haberleri takip etmeyi tercih ediyorlar. Böylelikle son dakika bilgilerine, anında güncellenmiş haberlere ulaşma imkanı daha kolay olmuş oluyor.

Blog yazmaya başladığım 2007 yılından bugüne bende sosyal medyayı sık kullananlardan biriyim. Sosyal Medya sayesinde yazılarımı birçok insana ulaştırabilmenin rahatlığını yaşıyorum.

Geçtiğimiz günlerde  Dörtok&Bersay İletişim ‘de sağlık ve iyi yaşam üzerine profesyonelleşmiş bir ekip içinde  iletişim danışmanı olarak görev yapan Esra Bulut Hanımefendi’den bir mail aldım. Esra Hanım mailde kadınların, kadın sağlığı, üreme ve çocuk sağlığı konusunda internete çok güvendiğini ve bu konuda internette bilgi kirliliğinin oldukça çok olduğundan bahsediyordu. Esra Hanım, benim gibi birkaç blog yazarı ile birlikte ‘kadın, üreyememe, annelik ve internet’ hakkında bir blogger toplantısı yapmak istediğini yazmış mailde.

Aldığım davet üzerine bugün İstanbul’a gideceğim. Toplantıda, Esra Hanım, bloggerlar, EuroFertil Tüp Bebek Merkezi genel direktörü Dr.Hakan Özörnek  ile birlikte Kadın sağlığı, annelik ve üreyememe konusunda Bebek Divan Brasseriede bir öğle yemeği gerçekleştireceğiz. Bu konuda bildiklerimizi anlatacağımız, önerilerimizi sunacağımız   bilgi alışverişinin sağlanacağı güzel bir toplantı olacağını düşünüyorum.

Toplantıya dair ayrıntıları, vardığımız sonuçları İstanbul’dan döndükten sonra kaleme almayı planlıyorum. O zamana kadar görüşmek dileğiyle, esen kalın!

Meşhur Karatay Diyeti…

Son zamanlarda ortalık ‘Karatay’ diyeti ile çalkalanıyor, herkes Prof. Dr. M. Canan Efendigil Karatay’ın meşhur diyetini konuşuyor son günlerde. Bildiğimiz tüm ezberleri bozan bu diyetin sırlarından bahsedeyim sizlere.

Karatay’ı televizyonda tesadüfen bir kanalda gördüm, izledim ve söyledikleri çok ilginç geldi. Daha önce beslenme uzmanlarının söylediklerinden çok farklı şeyler söylüyordu. İlgimi çekince hemen bir Karatay Diyeti kitabı satın aldım. Bu kitapta sağlıklı kilo vermenin, kilonuzu korumanın nasıl sağlanacağına dair çok güzel püf noktaları var.

Bakın Karatay Kitabı ile ilgili neler söylüyor:

” Bu kitap insülin ve Leptin direncini kırmak, karaciğer yağlanmasının dolayısı ile göbek yağının ilerlemesinin önüne geçmek ve geriletmek amacını hedef almıştır. Sıradan bir mucize diyet listesi değildir. Sağlıklı bir yaşam biçimi edinmek için kolayca uygulanabilen öneriler içermektedir. Karatay Diyeti’nin diğer diyetlerden daha rahat uygulanabilir ve farklı olmasının temelinde, düşük glisemik indeksli besinlerin tüketilmesinin öneminin öne çıkması yatmaktadır. Ek olarak birçok diyet ile senelerden beri önerilmekte olan günlük kalori hesabının yer almamasının yanı sıra, yasaklanmış ya da kısıtlanmış olan sağlıklı yağların, sağlık ve özellikle kilo verme sürecinde öenmlerinin vurgulanmasıdır. 

Sağlıklı yağlar tüketilmedikçe, insülin ve leptin direnci kırılamaz ve kilo vermemiz mümkün olmaz! Diğer bir deyişle vücudumuzda depolanmış ve kanımızda birikmiş yağların (trigliseridlerin) yıkılarak azalması için sağlıklı olan yağları mutlaka tüketmemiz gerekiyor.” 

Bugüne kadar kuruyemişlerin hep kilo aldırdığını bilirdik ama Karatay kuruyemişlerin  fındık, fıstık, ceviz, badem, ayçekirdeği, kabakçekirdeği gibi kuruyemişlerin bilakis kilo aldırmadığını  vücuda kan yaptığını hemde vücudu ısıttığını söylüyor.

Karatay özellikle sabah kahvaltılarında ceviz tüketilmesine çok önem veriyor, kişiler dilediği kadar yumurta yiyebilir, bal, reçel, pekmez tüketilmeyecek ve  ekmek tüketimi asla olmayacak!

Karatay’ın dikkatini çektiği diğer bir nokta ise Kolestrol hakkında bilinenlerin bugüne kadar yanlış olması. Bilinenin aksine yağlı yiyecekler kan kolestrolünü yükseltmiyor, asıl kan yağlarının metabolizmasını bozan ve onları zararlı hale getiren, tatlı, şeker, bal ve tatlandırıcılar; meyveler, meyve suları, bütün şekerli içecekler ve yüksek glimesik indeksli karbonhidratlar (pirinç, ekmek, tost, vb…) olduğunu söylüyor. Karatay ayrıca kan kolestrolünün yükselmemesi ve sağlıklı bir hayat için her gün 2 adet yumurta yenmesi gerektiğini söylüyor.

Karatay’ın önerilerini genel çerçevede özetleyecek olursak;

1-) Yemeklerde sızma zeytinyağı tüketilmeli,
2-) Makarna, pilavın yanında asla ekmek tüketilmemeli,
3-) Margarinin hayatımızda asla yeri olmayacak,
4-) Diyet ürünleri adı altında satılan hiçbir yapay gıda tüketilmeyecek,
5-) Trans yağlardan uzak durmalı, mümkünse tuzu azaltamak ve kristal kaya tuzu kullanılmalıdır.
6-)Son olarak hergün 2-2.5 litre taze limonlu doğal kaynak suyu tüketilmelidir.

Karatay’ın önerilerinden yararlanmak isterseniz Karatay’ın piyasada çok sayıda kitabı mevcut, sağlıklı yaşam ve kilo vermeye ilişkin  ayrıntılı bilgiler ve çok daha fazlasını Karatay’ın kitaplarından edinebilirsiniz.  Sağlıklı bir yaşam sandığınız kadar uzaklarda değil!!