İşte Mucize Bu olsa Gerek!

Az önce Uğur Dündar’ın ‘Arena‘ adlı programına rastladım CNNTürk kanalında. Bitkisel hayatta 6 ay boyunca kalan ve yaşamasına ihtimal verilmeyen bir kızın, annesinin azimle, inançla ve büyük çabalarıyla kızını yeniden hayata döndürmesini anlatan hepimiz için örnek olacağına inandığım bir hikayeye tanık oldum. Bu güzel paylaşımı için Uğur Dündar ve Arena ekibine teşekkürlerimi iletmek isterim.

“ESKİŞEHİR Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik Bölümü öğrencisi olan, İngilizce ve Almanca bilen Neslihan Köse yılbaşı tatilini, annesi Radyoloji Uzmanı Dr. Hale Kabacaoğlu Köse ve babası Üroloji Uzmanı Dr. Ahmet Köse ile geçirmek için 30 Aralık 2001 tarihinde Bursa’ya gelmiştir. Akşam duş almak için banyoya giren kızının uzun süre çıkmamasından şüphelenen Dr. Köse, yerde hareketsiz halde yatan kızının kalbinin durduğunu fark eder ve  yaptığı masajla kızının kalbini yeniden çalıştırır ve Neslihan hastahaneye kaldırılır. Karbonmonoksit zehirlenmesi nedeniyle komaya giren Neslihan Bursa Devlet Hastanesi’ndeki ilk müdahalenin ardından Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne kaldırılmıştır. Ardından Haydarpaşa GATA’da 2 ay kalan Neslihan, annesinin isteğiyle Ankara Bilkent TSK Rehabilitasyon ve Bakım Merkezi’ne yatırılmıştır. Neslihan’ın çekilen MR’ında tıpta ‘atrofi’ diye tanımlanan beyin hücrelerinin tamamına yakınının ölü olduğu görülmüştür. Yaşamından umut kesilen ve beyin ölümünün gerçekleştiği söylenen Neslihan Köse’nin bu durumu anne Radyoloji uzmanı Dr. Hale Kabacaoğlu’nun umutlarını kırmaz, uzun çabaları sonucu Neslihan yeniden hayata döner.”

Bitkisel hayatta olduğundan  vücudu kasılan, etkiye tepki göstermeyen, gözlerinde herhangi bir hareket görülmeyen Neslihan’a annesi  Dr. Hale Kabacaoğlu, terapi olması için ve müziğin gücüne olan inancı ile hergün MOZART’ın eserlerini dinletmiş, vücudunun felç olmaması için sürekli pozisyon değiştirmiş, ayaklarına ve kollarına masaj yapmış, geri çekilen dilini dudaklarına sürdüğü çikolata ile çözdürmüş tüm bunların karşısında Neslihan’ın tepkilerini onun için oluşturduğu günlüğe yazmıştır.

Annesinin bu çabaları sonucu günden güne Neslihan tepki vermeye başlamış  ve sonunda Neslihan bitkisel hayattan kurtulmuştur. Uyandığında ise Neslihan geçmişine dair hiçbir şeyi hatırlamamış, tıpkı yeni doğan bir bebek gibi konuşmayı, hiçbirşeyi bilmemektedir. Annesi büyük bir azimle ona her şeyi yeniden, sil baştan anlatmış ve eğitim aldırmıştır.

Hikayeyi dinlerken adeta televizyona kilitlendim, bir mucizeyi yaratan anne Dr. Hale Kabacaoğlu’na hayran kaldım. Herşeyden önce o bir anneydi ve onun çok kutsal bir mesleği vardı, mesleğinden aldığı güç ve anneliğin verdiği hassasiyet ile kızını deyim yerindeyse mezarından çıkardı, bu olay tüm Türkiye’ye ve Dünya’ya örnek olmuştur olmalıdır da!!!

Uğur Dündar’ın  programına Neslihan iyileşmiş olarak annesiyle birlikte  programa katılmıştı. Neslihan’ın hayata tutunan gözlerinin ışıltısı, programda söylediği İngilizce ve Türkçe parçaları, DÜNDAR’ın sorularının karşısında verdiği mantıklı cevapları karşısında işte bu bir ‘mucizedir’ dedim!  Bu mucizeyi yaratan Anne Dr. Hale Kabacaoğlu’nu ayakta alkışlıyor, onu yürekten bir kez daha kutluyorum…

KOSGEB Girişimcilik Eğitimi’nin Kazandırdıkları…

Değerli okurlarım, KOSGEB Girişimcilik Eğitimleri başladı. Düzenli olarak eğitimlere katılıyorum, dersler çok zevkli geçiyor, iş sektörü hakkında çok aydınlatıcı bilgiler alıyoruz. Bu bilgileri uygulamalarla destekleyerek pekiştiriyoruz. Umarım yeni kuracağım şirketim açısından başarılı bir girişimcilik örneği sergilerim,bunu zaman gösterecek.

Eğitimin bana kattığı çok şey oldu diyebilirim. Öncelikle kendinize güveniniz  artıyor, yapacağınız işe daha çok odaklanıyorsunuz, kuracağınız iş ile ilgili işin finansmanından, pazarlamasına, iş bölümüne kadar geniş bir yelpazede en ince detayları düşünüyor, projenizi sorguluyorsunuz.

“Afrika’da her sabah bir ceylan uyanır. En hızlı koşan aslandan daha hızlıkoşması gerektiğini, yoksa ona yem olacağını bilir. Afrika’da her sabah bir aslan uyanır. En yavaş koşan ceylandan daha hızlı koşması gerektiğini, yoksa açlıktan öleceğini bilir. Aslan ya da ceylan olmanızın önemi yok, yeter ki her sabah kalktığınızda koşmanız gerektiğini bilin.” cümlesiyle başladı H. Tülin Tüzün hocamız derslere.

Koşmaktan yılmayan insanlar, başarılı girişimci örneği sergiliyor, çoğu zaman yoktan var ediyorlar. Bu örnekler ülkemizde mevcut. Örneğin, ev hanımları, el becerilerini değerlendirip bugün bir şirket sahibi olabiliyor,  dünyada ülkemizi temsil edebiliyorlar. Ülkemizin insanları, parlak projelerini hayata geçirebiliyor, yeni ürünlerinin patentini alarak dünya pazarına sunabiliyorlar. Bu örnekler ülkemizde gitgide çoğalmaya başladı. Artık bilgiye, teknoloji sayesinde kolaylıkla ulaşabiliyoruz, önemli olan ham bilgiyi işleyip insanların önüne sunmak olduğunu düşünüyorum.

Bugünkü dersimde hocamızın tecrübelerinden edindiği bilgiler ışığında anlamlı bir cümle duydum ve sizlerle paylaşmak istiyorum. “Girişimci olmadan önce, şirketimi kurmadan önce, akvaryumda balıktım, yem atıyorlardı bana ve ben o yemle besleniyordum, ama şimdi okyanustayım, kendi yemimi kendim yakalıyorum, çoğu zaman aç kalıyorum, ama yemimi yerken zevkle yiyorum”

Önemli olan hayatta büyük sularda mücadele etmek, bırakmamak, yılmamak, güvenmek, araştırmak, okumaktır. Bunu başaran insanlar bugün yarattıkları markalarla var oluyorlar. Kısacası hayatta risk almaktan korkmayın, hayat avuçlarınızın arasında !