Terzi Yamağı Barbaros Şansal…

Hayat çok küçük yaşlarda, marjinal bir ailenin çocuğu olarak başlamış onun için. 2 ihtilal, 3 harekat tecrübesi, 9 yıl süren sürgün hayatı, babaannesi ile  yaşamak zorunda kalan ve her sene mecburi okul değişiklikleri, takdir tastik misali…

Marmara Üniversitesi İktisadi Ticari ilimler Akademisi İşletme Fakültesi ile başlar lisans hayatı, 7 Kasım  1980 yılında Londra’ya kaçan Şansal, bir arkadaşının doğum kağıdıyla okumak zorunda kalmıştır, Londra’da  gömlek satıp geçinmeye başlar, tırnaklarıyla kazıyarak bugünlere kadar gelmiştir ve Türkiye’nin en önemli modacılarından olmuş, kendisini Terzi Yamağı  Barbaros Şansal olarak adlandırarak bir marka yaratmıştır.

29 Ocak 2011 tarihinde Bursa Uludağ Üniversitesi Mete Cengiz Kültür Merkezi’nde Barbaros Şansal söyleşisine katılan şanslı insanlardan biriydim. Hayatına, mesleğine dair tüm bilinmeyenleri, sivri zekası ve engin tecrübeleriyle ondan dinlemek çok keyifliydi.

Dahiler kolay yetişmiyor hayatta ve ne yazık ki ülkemiz kendi yetiştirdiği değerlerine yeteri kadar önem vermiyor, yüceltmiyor, karalıyor adeta… Yıllardır söyleşi için Anadolu’da birçok üniversiteye giden Şansal, bazı üniversiteler tarafından artık kabul edilmiyor, doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar misali, sivri dili, dobra tavrından dolay sözde eğitim, öğretim, bilim kurumları tarafından kabul görmüyor!

Barbaros Şansal’ın insana dair tesipiti, altı çizilesi satırlar: ” Biz renkli yaratıklarız, biz canlılar, insanlar doğadaki diğer canlılardan çok farklı yaratıklarız, çünkü insan merkezli yaşıyoruz ve doğada doğal seleksiyonun içinde engelli üreten ve engellisiyle yaşayan tek canlı türüyüz. Fiziksel engeller bazen tedavi edilir ya da edilemez ama düşünsel engeller her zaman kroniktir, sabittir! ” 

“Renkli bir hayatımız var bizim, benim mesleğim renkli, ben 7 yaşında babaannemin yanında o devrin Cumhurbaşkanın eşi Mevhibe İnönü’nün günlük elbiselerinin düğmelerini dikerek başladım, yaz tatillerinde…” Küçük yaşlarda mandalları birleştirerek renk renk, irili ufaklı sandalyeler yapmış, yaratıcılığının ekmeğini küçük yaşlarda kazanmaya başlamıştır. Kendi mesleğini yani terziliğin rengini ise kırmızı olarak tanımlar, neden kırmızıdır terzinin rengi? Şöyle devam eder Şansal, “Gelinlikler bütün ülkelerde , bütün kültürlerde aslında kırmızıdır. Anadolu’muzda da gelinliğin rengi kırmızıdır, kınamız, kurdelemiz, bayrağımız kırmızıdır o yüzden biz sembol olarak Terzi’yi kırmızıyla özdeşleştiriyoruz” demiştir. “İyi elbise giyilmez içine girilir, nereden kapandığı belli olmamalıdır ki, sizler o giysiyi istediğinize açtırabilin.”

Popüler kültürü esir alan gençliğe, yeteri kadar okumayan, araştırmayan, televizyonlar tarafından her gün uyuşturulan gençliğe, sadece modadan değil, siyaset, sanat, kültür, politikaya dair kendi donanımlarını, kendine has vecizelerle anlattı. Ülkemizde, metrekareye bir modacı düştüğünü, her profesör damgasını yiyenin eğitmen olmadığını, duvarları diplomalarla dolu olan doktorların şifa dağıtmadığına kadar birçok konuda gözlemlerini paylaştı.

Salondaki gençlerden ülkemizin milli markalarını saymasını istediğinde, sayı elimizin parmaklarını geçemedi bile. Salondan “Sümerbank” sesi yükselince Şansal Sümerbank için hazin bir hikaye olduğundan bahsetti. Şansal Sümerbank’a dair; “Nazilli Sümerbank ulusal sermayemizin en önemli kalelerinden biriydi, dünya deviydi. 52 şubesiyle, 17 entegre tesisiyle, milyonlarca dönüm tarım alanları ve işlemeleriyle, banka şubeleriyle, madencilik işletmeleriyle, sosyal tesisleri, eğitim kurumları ve yayınlarıyla ne yazık ki bitirildi” dedi.

Barbaros Şansal, Türkiye’nin en önemli modacılarından Yıldırım Mayruk’un atölyesinde çalışmaktadır. Yıllardır Mayruk ile birlikte birçok ünlü kişileri giydirmişler, çok sayıda başarılı defilelerin altına imza atmışlardır. Mayruk’tan ve Şansal’dan modaya dair eğitim almak isteyen genç tasarımcılara ise daha önceden okul yönetimiyle konuşmak kaydıyla Yıldırım Mayruk Moda Laboratuvar’ında  ücretsiz sürekli eğitim( karşısında sertifika imzalamak kaydıyla) ulusal anlamda eğitim kampanyaları düzenlenmektedir. 20 kişiyi geçmeyen gruplara cumartesi günleri 8 saatlik eğitim verilebilmektedir.

Şansal’ın her cümlesi biz gençler için bir altın değerindeydi, ve son olarak bakın biz gençlere hayata dair şunları söyledi: “Ülkesi, ilkesi ve ülküsü olmayanların yaşama hakları olmaz, o yüzden vargılarınızı ve sangılarınızı yangılara döndürmek için algılarınızı açın.”

“KOSGEB Uygulamalı Girişimcilik Eğitimi Başlıyor”

Bugün çok güzel bir haber aldım ve hemen paylaşmak istedim sizlerle. Yaklaşık 1 hafta önce ben ve üniversitede aynı bölümde okuduğum arkadaşım Okan Yüksel ile, Bursa Nilüfer BelediyesiKOSGEB işbirliği  Uygulamalı Girişimcilik Eğitimi’ne başvurmuştuk.  Bugün ikimizinde  eğitim başvurusu mülakat sonrası olumlu yanıtlandı.

KOSGEB‘in verecek olduğu Uygulamalı Girişimcilik Eğitimi (06.04.11-06.05.11), İşsizlik meselesine çözüm için harekete geçen Nilüfer Belediyesi, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB) iş birliğiyle uygulamalı girişimcilik kursu açarak, projelerini KOSGEB‘ sunan, şirket kurmak isteyen girişimcilere  yardımcı olmaktadır. Girişimcilik eğitimini başarıyla tamamlayıp kendi işini kuranlar, KOSGEB’in Yeni Girişimci Destek programına başvuru yaparak 27 bin TL hibe alabilecekler.”

KOSGEB’in Türkiye çapında yürüttüğü bu proje, Türkiye çapında işsizliğe bir nevi meydan okuyor. Üniversiteden her yıl yüzbinlerce mezun genç insanların Türkiye şartlarında  iş bulmaları çok zor. Bu ‘Girişimcilik Eğitiminin’ özellikle üniversiteyi bitirme aşamasındaki öğrencilerin alması ve onların projelerinin desteklenmesi açısından çok önemli bir adım olduğunu düşünüyorum.  Böylelikle her yeni açılan şirket birçok insana iş imkanı sunuyor. Projelerini hayata geçirmek isteyen ve maddi olanakları buna yetmeyen insanlar için ise iyi bir umut oluyor.

Şu bir gerçek ki Türkiye’de parlak zekalı, farklı fikirleri, projeleri, buluşları olan binlerce insan var. Ama bu insanlar ne yazıkki yeteri kadar değerlendirilememekte, fikirleri gün ışığına çıkamamaktadır. Üniversitelerin, çoğu eğitim kurumlarının ise bu konuda bir desteği söz konusu değil. Paranın güç olarak görüldüğü günümüzde, aslında paranın her şey demek olmadığına, üretimin istihdam sağlayacağına, projelerin hayat bulmasının önemli olduğuna vurgu yapan KOSGEB‘e bu desteği için teşekkür ediyoruz…