“KOSGEB Uygulamalı Girişimcilik Eğitimi Başlıyor”

Bugün çok güzel bir haber aldım ve hemen paylaşmak istedim sizlerle. Yaklaşık 1 hafta önce ben ve üniversitede aynı bölümde okuduğum arkadaşım Okan Yüksel ile, Bursa Nilüfer BelediyesiKOSGEB işbirliği  Uygulamalı Girişimcilik Eğitimi’ne başvurmuştuk.  Bugün ikimizinde  eğitim başvurusu mülakat sonrası olumlu yanıtlandı.

KOSGEB‘in verecek olduğu Uygulamalı Girişimcilik Eğitimi (06.04.11-06.05.11), İşsizlik meselesine çözüm için harekete geçen Nilüfer Belediyesi, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB) iş birliğiyle uygulamalı girişimcilik kursu açarak, projelerini KOSGEB‘ sunan, şirket kurmak isteyen girişimcilere  yardımcı olmaktadır. Girişimcilik eğitimini başarıyla tamamlayıp kendi işini kuranlar, KOSGEB’in Yeni Girişimci Destek programına başvuru yaparak 27 bin TL hibe alabilecekler.”

KOSGEB’in Türkiye çapında yürüttüğü bu proje, Türkiye çapında işsizliğe bir nevi meydan okuyor. Üniversiteden her yıl yüzbinlerce mezun genç insanların Türkiye şartlarında  iş bulmaları çok zor. Bu ‘Girişimcilik Eğitiminin’ özellikle üniversiteyi bitirme aşamasındaki öğrencilerin alması ve onların projelerinin desteklenmesi açısından çok önemli bir adım olduğunu düşünüyorum.  Böylelikle her yeni açılan şirket birçok insana iş imkanı sunuyor. Projelerini hayata geçirmek isteyen ve maddi olanakları buna yetmeyen insanlar için ise iyi bir umut oluyor.

Şu bir gerçek ki Türkiye’de parlak zekalı, farklı fikirleri, projeleri, buluşları olan binlerce insan var. Ama bu insanlar ne yazıkki yeteri kadar değerlendirilememekte, fikirleri gün ışığına çıkamamaktadır. Üniversitelerin, çoğu eğitim kurumlarının ise bu konuda bir desteği söz konusu değil. Paranın güç olarak görüldüğü günümüzde, aslında paranın her şey demek olmadığına, üretimin istihdam sağlayacağına, projelerin hayat bulmasının önemli olduğuna vurgu yapan KOSGEB‘e bu desteği için teşekkür ediyoruz…

“Dizi Olduk Çıktık”

Değerli okurlarım, malum bu sene üniversite son sınıftayım, okulum bitecek. Bitirme tezimi vermeme az kaldı, final dönemi de yaklaştı. Bir yandan tezimi yazmakla uğraşıyor, finallere hazırlık yapıyor, İnternet Gazeteciliği ve Blog Derneği’nde(İGBD)  Web Sitesi eğitimlerine katılıyor, bir yandan da diksiyon eğitimine devam ediyorum. Düşünün artık kaça bölündüğümü…

2011 benim için çok yoğun başladı sanırım bu yoğunluk  böyle devam edecek. Bugün beni uzun zamandır  rahatsız eden bir konuya, televizyon kanallarındaki ‘dizi kirliliğine’ değinmek istiyorum. Şu sıralar televizyon izlediğimi filan düşünmeyin, buna zaten vaktim yok, izlemeye de gerek duymuyorum! Ama ülkemizde televizyon izleyici kitlesinin oldukça çok olduğunu unutmamak gerek!

Eylül ayından beri televizyonlarda sürekli yeni dizilerin fragmanları dönüyor. Hangi kanalı açsam yeni bir dizi! Başım döndü, takip edemez oldum. Televizyondaki envai çeşit dizilere fena takıldım. Sayamıyorum artık, o kadar çok varlar ki !…

Televizyonun ülkemizde izleyici kitlesi oldukça fazla evet bunu hepimiz biliyoruz. Bunun farkında olan dizi yapımcıları bu fırsatı kaçırmıyor, her sezon yeni diziler yapmaya devam ediyorlar, bu dizilerden birçoğu tutmadığı içinde yayından kalkıyor, yazık oluyor onca emeğe, oyunculara, set ekibine v.s… Yüzünü bir daha görmediğim kendini oyuncu sanan insanların fazlasıyla türemesi de cabası! Televizyonun bu durumu insanı fazlasıyla düşündürmüyor değil. Türk izleyicisi akşam işinden, okulundan geldikten sonra, hep dizi mi izlemek istiyor, yoksa dizi izlemeye mi zorlatılıyor?

Bu soruyu yapımcılara sorsak “insanların istemediği bir şey tutmaz, onlar istiyor bizde yapıyoruz” derler, peki ya seyirciye başka seçenek bırakılmıyorsa, haliyle seyircide bu dizileri izlemek durumunda kalıyorsa? Benim takıldığım diğer konu bu kadar çok dizinin olması, insanlar kaça bölünecek? O zaman ev içinde bireylerin birbirleriyle sohbeti filan kalmayacak, asosyal insanlar olarak hergün sanal dünyalara konuk olacağız demektir. Bu tercih meselesi, istenmezse televizyon izlenmeyebilir, ya da sadece haber kanalları, kültür, sanat, belgesel kanalları izlenebilir. Ama ülkemizde bilinçli televizyon izleyici kitlesi yok denecek kadar az. Bu durumda görev, televizyon kanallarına insanlara bu bilinci kazandırmak düşüyor.

Diziler yapılmasın demiyorum, elbette yapılsın, ama fazlası olunca kabak tadı veriyor artık. Kanaatimce dizilere verilen bu kadar para, emek, Türk sinemasına verilse ortaya görsel olarak kaliteli, yüksek ücretlerle yapılan dünya çapında ünü duyulmuş Türk yapımı filmler ortaya çıkar, ama ne yazıkki ülkemizde bu bilinç yok!

Aslında Türk seyircisi bu dizilerle uyutulmak isteniyor, bu da çok güzel başarılıyor, bu yüzden araştırmaya, okumaya zaman ayırılmıyor, okur-yazar oranı ülkemizde azınlıkta kalmaktan öteye geçemiyor. Aslında bu bir döngü, ülkenin ekonomik düzeyi, eğitim seviyesine; eğitim seviyesi ülkenin medyasına, sanatına, politikasına yansıyor. Bu zincirden biri bozuksa diğerlerini de etkiliyor. Bu zincir sistemini bütünüyle görmeli, bütünüyle eleştirilmeli, iyileştirilmeli.

Bu konuda hemen hergün yazan eğitimciler, yazarlar var. Ciddi ciddi rakamlarla konuşan, tehlikeyi sezdirmek isteyenlerin sesi, ülkemizde sadece yazılarda kalıyor, duyulmuyor, duyulmak istenmiyor! Kısacası herkesin işine geldiği gibi… Ne dersiniz hala umut var mı?